“Yüce İslâm Dini, prensiblerini insanlara zorlama yoluyla kabul ettirmek istememiştir. Bu sebeple zorlamanın her şeklinden kaçınmıştır. Meselâ mucize, İslâm’ı tebliğ ederken esas vasıtalardan biri olmamıştır. Hattâ Hz.Peygamber’den mucize istemek hoş karşılanmamıştır. Önceki Peygamberlere; Hz.Musa (A.S)’a âsâ’yı vurup denizin sularının iki tarafa açılarak yol verme mucizesi, Hz. İsâ (A.S)’a bebek iken konuşma, ölüleri diriltme, alaca hastalığını iyileştirme mucizeleri verilmişti. İslâm dini, insanlık âleminin irfanının tekâmül ettiği bir devreye rastladığından, insanlığa bu dünya ve ahiret’te kurtuluş yolunu gösteren Kur’an mucizesiyle akla ve idrake hitab etmiştir. İnsanlara iknâ edici deliller gösterilmiştir. Bu sebeble islâm’da maddi zorlama bir vasıta olarak kabul edilmemiştir.” (Prof.Dr. Seyyid Kutub İslâm’da dünya görüşü)
İslâm’da din ve vicdan hürriyeti konusunda Kur’an-ı Kerimde Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tağutu reddedip Allah’a inanırsa, kopmayan sağlam sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir.” (Bakara Suresi Ayet: 256)
Bu âyetin nüzul sebebiyle ilgili verilen bilgiler çok dikkat çekicidir. Cahiliye döneminde çocuğu yaşamayan kadınlar. Eğer çocuğum yaşarsa onu yahudi yapacağım diye adakta bulunurlardı. Bu sebeble Rasulullah (S.A.V) ile yaptıkları anlaşmaya uymayan Nadiroğulları sürgün edilirken aralarında Medineli müslümanların çocuklarından (daha önce Yahudi olmuş) bazıları bulunuyordu. Bu çocukların aileleri:
“-Çocuklarımızı bırakmayız. (Onları zorla alıkoyup müslüman yaparız)” dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ “Dinde zorlama yoktur” ayetini indirdi.” (Ebu Davud Cihad 116/2682)
“Buna göre öncelikle zor kullanmak suretiyle dini benimsetmeye çalışmanın İslâm’ı bir davranış olmadığı açıktır. Dinin bir bilgi, şuur ve hür kararla tasdik alanı olması yanında islâm düşüncesine göre dünyada bir imtihan ve tercihler alanıdır. Yaratan veya yaratılmışlar tarafından baskı kullanıldığı takdirde seçme hürriyetinin yöneleceği alternatifler de ortadan kalkacak ve bu durumda dünya, imtihan alanı olma hususiyetini kaybedecektir.”
(Prof.Dr. Bekir Topaloğlu, “Din” mad.)
Cenab-ı Hak şuurlu ve hür olarak yarattığı insana doğruyu ve yanlışı göstermiş, ancak hiçbir zaman irade hürriyetine müdahale etmemiştir. Herkes hür iradesiyle tercihte bulunacak ve tercihinin neticesine kendisi katlanacaktır. Ayet-i kerimelerde şöyle buyurulur:
“(Rasûlüm)! Eğer Rabbim dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın?”
(Yunus Suresi Ayet: 99)
“Eğer inkar edecek olursanız bilinki Allah sizden müstağnidir, hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Ancak kullarının inkâra sapmalarına razı olmaz. Eğer şükrederseniz bundan hoşnut olur.”
(Zümer Suresi Ayet: 7)